Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Temmuz, 2009 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Çocuklar Arasındaki Fark

FETHULLAH'IN ÇOCUKLARI İKİNCİ CUMHURİYETÇİLERİN ÇOCUKLARI MUSTAFA KEMAL'İN ÇOCUKLARI PENSİLVANYA'DAN EMİR ALIR WASHİNGTON'DAN VE BRÜKSEL'DEN EMİR ALIR EMİR ALMAZ, DÜŞÜNÜR YÖNÜ DOĞUYA DOĞRUDUR YÖNÜ PARAYA DOĞRUDUR YÖNÜ MUASIR MEDENİYET SEVİYESİNE DOĞRUDUR LAİKLİKTEN KORKAR LAİKLİĞİ BİLMEZ LAİKLİĞE BAĞLIDIR ARAPLARA ÖZENİR AVRUPALIYA ÖZENİR KİMSEYE ÖZENMEZ, KENDİ İNSANINI SEVER FEHMİ KORU, M. TÜRKÖNE N. ILICAK OKUR ALTAN KARDEŞLERİ OKUR BALBAY, ÖZDİL, COŞKUN OKUR. Ama Kendi muhakemesini kendi yapar. SİNSİDİR YALAKADIR DÜRÜSTTÜR ÜMMETÇİLİĞE İNANIR KÜRESELLEŞMEYE İNANIR ULUS DEVLETE İNANIR FAİZSİZ BANKALARI KULLANIR YABANCI ORTAKLI BANKALARI KULLANIR KAMU BANKALARI VE YABANCI ORTAĞI OLMAYAN BANKALARI KULLANIR TARİKATÇILIK ESASTIR KARAKTERSİZLİK ESASTIR LİYAKAT ESASTIR TÜRBANA DİNİN TEMELİ OLARAK BAKAR TÜRBANA RANT KAPISI OLARAK BAKAR TÜRBANA BİREYSEL ÖZGÜRLÜK OLAR...

Şişe geçirilmeye hazır olalım

Kemal Öztürk Basbakanlik'in yeni Basin Müsaviri, Kanal-7 kökenli Kemal Öztürk oldu. Peki; adi AKP hakkinda açilan kapatma davasinin iddianamesinde de geçen Kemal Öztürk kimdir? *** 1969'da Agri'da dogdu. Marmara Üniversitesi Iletisim Fakültesi'ni bitirdi. Yazi hayatina 1990 yilinda Iran Devrimi yanlisi bir yayin politikasi olan Girisim ve Selam isimli dergilerde basladi. Bu Meydan, Imza, Nehir, Yeni Zemin, Sözlesme, Istanbullu dergilerinde Mir Mahmut Riza mahlasiyla laiklik karsiti yazilar yazdi. 1995'te muhabir olarak Yeni Safak Gazetesi'ne, 1996'da da belgesel yapimcisi olarak Kanal-7'ye geçti. Hazirladigi "Ilk Meclis" belgeseli, laiklik karsiti bulundu ve RTÜK tarafindan yasaklandi. 9. Cumhurbaskani Süleyman Demirel'e hakaretten bir yil hapse mahkûm oldu. 1999'da Kanal-7'den ayrilarak, dil ve mesleki egitim almak üzere Amerika'ya gitti. D...

Bilin Bakalım Bu Ülke Neresi?

*Bu ülkede ezan okunurken mutlaka durup dinlersiniz.Zira hiçbir minarede sonuna kadar açılmış , yarısıda patlak hoparlörler yoktur. Müezzin şerefeye kadar zahmet edip çıkar ve oradan okur.Ve gerçekten çok güzel okur,herkeste dinler. *Caminin 5-10 metre ilerisinde ki bir kafede yada barda istediğiniz alkollü içkiyi içebilirsiniz.Kimse ,olmaz ! burası camiye 100 metreden yakın, ruhsat verilmez falan demez. *Kadınlar yasalar önünde gerçekten birinci sınıf vatandaştır.Mirasta kız çocukları daha önde tutulur.Kadın istemediği sürece boşanmak çok zordur. En çarpıcı fark da şudur: Bir kadına arabınızla çarpıp yaralarsanız alacağınız ceza ,erkeği yaraladığınız zaman alacağınız cezadan yaklaşık % 50 daha fazladır. *Çöldeki bedevi bile şakır şakır Fransızca konuşur. *Çölde LandRover la bizi safariye götüren şoför, dümdüz ve kaymak gibi bir asfalt yolda günlerce , saatte 60 km. hızın üstüne çıkmayarak beni deli etmişti. *Ne tarihi dokuları , ne de cennet gibi bir doğaları var . Aslında ,yılan, akr...

ATATÜRK'ÜN BURSA NUTKU.

Dr. Orhan Çekiç Atatürk’ün “Bursa Nutku” gerçekten var mı, yoksa bu bir fanteziden mi ibaret? Neden bazı çevreler ilk günden beri bu nutka şiddetle karşı çıkarken, kimi çevreler aynı şiddetle savunur? Ağır Ceza Mahkemelerinde bile sorgulanan bu nutuk, eğer gerçekten Atatürk tarafından söylenmişse, neden o zaman “Söylev ve Demeçleri” arasında yer almıyor? İyi ama her söylediği zaten orada kayıtlı mı ki? Bu yazının sonunda mutlaka bir fikriniz olacak ve kararı da siz vereceksiniz… İzmirdeydi… Haberi aldığında İzmir’deydi. Yorucu bir gün geçirmişti. O gün Buca’ya gitmişler, dönüşte İzmir Millî Kütüphanesini gezmiş, kitapları incelemiş, kütüphane hakkında bilgi almıştı. Bankaları, arkasından İncir Kooperatifi’ni ziyaret etmişti. Akşam CHP’nin Karşıyaka’da vereceği baloya katılacaktı ki… Bursa’daki olayı duydu. Vali Bey, olayın pek de büyütülecek bir yanı olmadığını anlatmaya çalışıyordu: “…İki gün önce, 1 Şubat Çarşamba günü, Bursa Ulu Cami’den çıkan 100 kadar k...

Kıssadan Hisse

Bu memleketin ekmeğini yiyip suyunu mu içiyorsun ? Bu ülkenin ilelebet var olmasını istiyor musun? Oku o zaman: Yahudiler Hitlerin elinden kurtulduklarında hiçbir şeyleri kalmamıştı. Bırakın devlet kurmayı yiyecek ekmekleri dahi yoktu. Ancak uluslararası camia Almanya'nın soykırım yaptığını kabul ettiğinde Yahudi'lere tazminat yolu açılmış oldu. Yahudiler açtıkları davalarla neredeyse tüm Alman şirketlerini ve Alman bankalarını tazminata mahkum ettirdi. Bugün satılan bir Mercedes'ten bile belli oranda İsrail hükümetine pay gidiyor ve bu durum gizli değil, zaman zaman gündeme geliyor. İsrail bugün dünyanın en zengin ülkelerinden biri. Ülkelerinde nükleer reaktörlerden tutun en son teknolojiye sahip uçak fabrikaları bile var. Ancak Hitler döneminde dünyanın en zengin ve en gelişmiş ülkesi olan Almanya bir dönem toparlanmış gibi görünse de belini doğrultamadı. Ekonomisi son 10 yıldır gittikçe kötüleşiyor. Ermenistan çok fakir bir ülke. Hiçbir şeyleri yok. Açlar. Sanayileri, ma...

Tarihin kara sayfalarını yazıyorlar...

ÇOCUKLAR bugünleri tarih kitaplarından okuduklarında şaşıracaklar ve asla saygı duymayacaklar köklerine... Türkiye kendi tarihinin kara sayfalarını yazıyor bugünlerde... Nasıl olur?.. Yüz kızartıcı suçlardan sanık (şüpheli) olanların tümü dışarda: Suistimal... Sahtecilik... Yalan beyan... Zimmete para geçirme... Nitelikli dolandırıcılık... Resmi belgede tahrifat... Sahtekârlık... Dolandırıcılık... Liste çok uzundur; aynı zamanda dini duyguları kullanarak “laiklik karşıtı eylemlerin merkezi olmak” gibi... Ama cumhuriyet endişesi duyup bir çaba harcama gereğini duyanların tümü hapishanelerde yargılanıyorlar... * Kim anlatacak bunu topluma?.. Muhalefet yayını yapan üç televizyon: Kanal-B... ART... Biz TV... Üçünün de sahibi içerde, tesadüf müdür bu?.. Türbana karşı çıkarak laiklik endişesini dile getiren dekanların-rektörlerin hepsi sanık... İktidar karşıtı ağzını açan sivil toplum örgütü önderlerinin tamamı mahkeme kapılarında sürünüyor... Kafası-kıçı oynamayan ne kadar yazar-gazeteci-ay...

Genel sekreterin yedi dosyası

İSTANBUL Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreterliğine Adem Baştürk getiriliyor. CHP Konya milletvekili Atilla Kart soru önergesi veriyor. Tayyip Erdoğan’ın yanıtlaması istemiyle verdiği önergede Atilla Kart, Adem Baştürk ile ilgili şunu söylüyor: “2002 seçiminden önce İstanbul Büyükşehir Belediyesinde üstlenmiş olduğu görevlerden dolayı, Adem Baştürk hakkında yedi dosya var.” Baştürk 2002’de AKP Kayseri milletvekili, 2007’de değil, şimdi yeniden İstanbul Büyükşehir’de. Atilla Kart’ın soru önergesinde, Adem Baştürk’ün Meclise gelen yedi dosyasının zimmet, ihaleye fesat karıştırmak, görevi kötüye kullanmak suçları içerdiğini, milletvekili dokunulmazlığı nedeniyle yargılanmadığını belirtiyor. Aradan iki yıl geçiyor ve şimdi soruyor: 1- Bu yedi ceza dosyasının yargılaması bitmiş midir? Yargılamalar her dosya için ne zaman bitmiştir? Davaların sonucu nedir? 2- Hakkında böylesine yoğun suç ilişkileri bulunan bir kişi hangi hak ve adalet duygusuyla İBB Genel Sekreterliği gibi güven ve kıdem ger...

Müslümanların Militan Lideri'ni tanıyalım!

"MÜSLÜMANLARIN Militan Lideri" unvanı, Kurtuluş Savaşı günlerinde, o savaşın ölümsüz önderi Gazi Mustafa Kemal'e verilen unvandır. Bu unvanı daha çok İngilizler kullanmaktaydı. O günlerde Mustafa Kemal'e bir unvan da Müslümanlar tarafından verilmiştir: "İslam'ın halaskarı Gazi." Halaskar, kurtarıcı demek. Atatürk'ün "kurtarıcı" unvanı, dinci iftiracıların söyledikleri gibi, sonraki zamanlarda "Atatürk'e tapan bazı dalkavuklar"ın verdiği bir unvan değildir. Seccadeyi dürüp eline tüfek alarak kurtuluş mücadelesi veren Müdafaa-i Hukuk öncülerinin "Allah tarafından teyit edilmiş komutan"larına verdikleri unvandır. O günlerde, Müslüman kadınlar, İzmir'e giren "Halaskar Gazi"nin çizmelerini, şükranlarını göstermek için diz çöküp ayaklarına kadar eğilerek siliyorlardı. Ve tam o sırada gözlerinden akan yaşlar "Halaskar Gazi"nin çizmelerinin üstüne dökülüyordu. (Tabloyu, Halide Edip naklediyor.) Çünkü ...

Hıncal Uluç'un Engin Ardıç'a yanıtı

21 Mart Cumartesi günü Sabah'ta yayınlanan Engin Ardıç'ın yazısı; Atatürk'ün pasaportu var mıydı? Atatürk'ün yurt dışına hiç çıkmadığını hep biliriz... Bu, büyük bir erdem olarak pazarlanmıştır: Kendisi hiçbir yere gitmeden herkesi ayağına getirmiş! Herkes dedikleri, İran şahı ve İsveç kralı gibi "kıyıdan köşeden" adamlar, bir de İngiliz kralı Edward tabii... Yanında da Mrs Simpson... Ama o da aşkı uğruna kısa bir süre sonra tacı tahtı bırakacağından, bu gezinin bir yararı olmamış. Olamazdı da... İngiliz kralı ya da kraliçesi "hüküm sürer ama idare etmez" ... Meclise izinsiz giremediği, seçimlerde oy kullanamadığı gibi, dış politikaya da karışamaz! Bunun dışında kim gelmiş Türkiye'ye? Hitler mi, Stalin mi, Mussolini mi, Roosevelt mi, Hirohito mu? Hiçbiri. Keşke İspanyol başkanları Alcala Zamora ya da Manuel Azana gelselerdi de, "asi generallere" karşı İspanyol Cumhuriyeti'ne sahip çıkma onuruna kavuşsay...

Türkiye Bir Hukuk Devletiyse Ruhban Okulu Açılamaz

Yrd. Doç. Dr. Orhan ÇEKİÇ / Cumhuriyet (07/07/2009) Heybeliada Ruhban Okulu’nun yeniden açılması sorunu, siyasal gündemimizin baş sıralarını işgal etmeye devam ediyor. Buna karşılık konuyu tartışanlarımız arasında da bir mutabakat görünmüyor. Oysa mesele son derecede yalın ve açıktır ve de tümüyle “hukuksal”dır. O nedenle de “hukuk” bir tarafa bırakılarak çözülemez. Özetle, mevcut anayasamıza göre, bu ruhban okulunun “Fener Rum Patrikhanesi’nin dayattığı şekilde açılmasına” olanak yoktur. Eğer Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletiyse, ne bu iktidar ne de bir başkası, isteseler de böyle bir tasarrufta bulunamazlar. Konuyu olayın özünden uzaklaştırmamak için Heybeliada Ruhban Okulu’nun tarihsel gelişimine değinmeyeceğim. Belli ki bu okul Rum cemaatine ruhban yetiştiren, böylece teoloji eğitimi veren kimliğini Osmanlı Devleti bünyesinde, kimi imtiyazlarla birlikte sürdürmüş bir eğitim kurumudur. Lozan’da ise, Osmanlı döneminde azınlık okullarına verilmiş tüm imtiyazlar kaldırılmış, kendil...