21 Haziran 2009 Pazar

Güneydoğu'daki Mayınlarla ilgili ağzı açık bırakacak senaryo

O mayınları meğer kim döşetmiş biliyor musunuz? Ya minicik bir cihazla bulunabileceğini. İsrail'in bu işteki rolünü...?

Mayınların temizlenmesi tartışmasında işin ucu bildiğiniz gibi İsrail'e dayanınca Türkiye'de kıyametler koptu. Dün akşam FOX'da Doğan Şentürk'ün hazırladığı programda ilginç bir detay dikkat çekti.


Askeri Mühimmat Uzmanı Ahmet Zengin, ortaya üç harita çıkarttı. Haritalar üç ayrı kaynakta yer alıyordu ama hepsi de aynı alanları işaret ediyordu.

Zengin o haritaları şöyle anlattı;



VAADEDİLMİŞ TOPRAKLAR: "Harita sina yarımadasından başlıyor, hilalin ucu Kıbrıs'ı içine alıyor, Alanla ve Antalya'yı içine alıyor, Mezopotamya , GAP bölgesini, Dicle-Fırat havzasından Basra körfezi ve Irak ile Kuzey Arabistan'ın büyük bir bölümünü içine alıp kapanıyor.

HARİTALARIN ANLAMI NE?: Bu alan Yahudilere vaadedilmiş topraklar adı altında bir alanı kapsıyor. Bu alan bizim ülkemizin güneyini de içeri alıyor. Hz. İbrahim'in yaşadığı yer bu haritada Harran olarak gösteriliyor.

MAYINLARLA İLGİSİ NE?: Bu bölgenin son derece kritik bir bölge olduğu, yıllara dayanan bir emel ve ihtirasın bugünkü tezahürü olduğunu, buradaki bütün problemlerin kaynağının Yahudilerin dini istekleri olduğu görülüyor.

BİRİNCİ HARİTA: "Bu haritayı 1986 yılında Arapça-İngilizce bir kitapta buldum. İskendurun'da görev yaparken bu harita ile oradaki politikaların üst üste örtüştüğünü gördüm."



İKİNCİ HARİTA: Daha sonra yaptığım incelemelerde Tevrat'da da aynı haritaya rastlardım. Aynı harita Hz. İbrahim'in doğduğu, yaşadığı ve daha sonra İsrail'e göç yollarını gösteriyor. Bu harita diğeri ile birebir aynı.



ÜÇÜNCÜ HARİTA: Yine İncil'de tarif edilen de bu harita ve aynı harita... internethaber
Mayın tartışmaları kafanızı mı karıştırdı. O zaman bu haberi baştan sona okuyun, zihniniz netleşecek. İşin içindeki oyunları, perde arkasındaki gizli elleri göreceksiniz...
Hani şimdi temizlemek zorunda olduğumuz mayınlar var ya... O mayınları bize kim döşetmiş biliyor musunuz? NATO ve ABD... Dahası o mayınlar da ABD'nin ikinci dünya savaşından sonra elinde kalan KAKALANACAK mallarmış.

İşte dün akşam FOX'da Doğan Şentürk'ün hazırlayıp sunduğu FOX soruyor programında ortaya çıkan fotoğraf;

Sökmeye çalıştığımız mayınların geçmişini öğrenmek ister misiniz? Gazeteci ve araştırmacı Hüsnü Mahalli anlattı;

ABD KAKALADI : "Mayın döşeme işi ABD ve NATO planıdır. ABD ve NATO'nun Türkiye'ye dikte ettiği bir plandır bu... Bütün belgeler bunu kanıtlıyor. Bu mayınlar ABD'nin ikinci dünya savaşında elinde kalan mayınlardı. Kakalayacak bir yer alıyordu bunu Türkiye'ye kakaladı."

OYUN İÇİNDE OYUN :Bugün sınırlarımızından temizlenmesi istenen mayınların döşenmesinin NAMSA tarafından organize edildiğini biliyor musunuz? Hüsnü Mahalli'nin iddiaları çarpıcı;

"Bugün mayınları temizlemesi için gündeme gelen NAMSA mayınların döşenmesinde de aktör olarak görev almıştır. Bu mayınların yerleştirilme haritaları da NAMSA tarafından düzenlenmiştir. Mayınların orjinal haritaların NATO'da olduğu söyleniyor. "

İKİ KIBRIS BÜYÜKLÜĞÜNDE İKİ DEVLET: "İsrail bu başka bir şeye benzemez. İsrail'in dışarda görevlendirdiği tüm görevli kişiler MOSSAD ile işbirliği yaparlar. Bu onlarda kuraldır.

Mayınlı bölgede çok önemli sınırlar var. O bölgenin tüm taraması, kültüründen yeraltı zenginliklerine kadar hepsini tarayacaklar. İsrail için müthiş bir fırsat bu... Bu inanılmaz bir tehlike.

TRAJİ KOMİK DURUM: "İsrail gelsin temizlesin diyoruz ya... O İsrail, işgal ettiği Suriye'nin Golan tepelerine 2.2 milyon mayın döşemiş. Lübnan sınırına da 1.8 milyon mayın döşemiş... Bir garip durum işte...Programda yer alan Gazeteci Mehmet Faraç'ın anlattıkları da mayın temizleme işinin perde arkasında yer alan su savaşına ışık tutuyor... Bir de ilginç bilgi veriyor Faraç, TSK bu işi zaten yapabiliyor.
TAMPON ÜLKE KURACAKLAR: Orada amaç bir tampon devlet kurmak istiyorlar. İki Kıbrıs büyüklüğünde devlet kurmak istiyorlar. İsrail yarın orda her türlü askeri siyasi merkezini kurar. Kimse farketmez bile..

İŞİN ASLI SU SAVAŞI: 1956 yılında o mayınlar oraya yerleştirilirken ABD bugün ne olacağını o zamandan planlamıştı. GAP'a varana kadar. 50 yıl sonra suyun petrolden bile değerli hale geleceğini herkes biliyor. O yüzden mayınların döşenmesindeki kaçakçılık iddiası bir yalandır.

TSK ZATEN TEMİZLEMİŞ: 2 yıl önce Urfa'nın Akçakale ilçesinde TSK mayın temizledi. Orada TSK 7 bin metrekarelik bir alanı 3 ayda mayından arındırdı. Niye temizledi çünkü gümrük kapısı yapılacaktı, Türk ordusu kolayca temizledi. Şimdi öyle bir anlatılıyor ki dünyada bir İsrail var onlar temizleyebilir. Böyle bir şey var mı?

Askeri mühimmat uzmanı Ahmet Zengin'de mayın temizleme işinin ihale edilmesinin gündeme geldiği NATO kurumu NAMSA'nın asıl faaliyetlerine dikkat çekiyor. Bir de bölgedeki yeraltı maden zenginliklerine...

NAMSA'NIN PERDE ARKASI İŞİ: ABD'nin elinde kalan silahlarını satan bir kurum. Mayın temizleme işinde bir Türk firmasına izin verin dedik vermediler. Ama ne hikmetse taşeron olarak İsrail'e veriliyor. Hangi kapıdan girerseniz girin İsrail'e çıkarsınız. Bu NAMSA Kırıkkale'de şimdi bir silah fabrikasını inşa ediyor.


MAYININ ALTI MADEN: Hatay'da akıllı çay diye bir bölge var. Bu MTA'nın raporu; 50 bin metreküp altın rezervi var. Dörtyolda aleminyum, bakır, kurşun ve çinko var. Mardin'de ise uranyum var. Tam 4 bin 76 ton uranyum var...
Askeri mühimmat uzmanı Ahmet Zengin, Türkiye'nin mayınları çok rahat temizleyebileceğini söylüyor. Anlattığına göre bunun için de öyle ahım-şahım bir teknolojiye gerek yok. ODTÜ'nün geliştirdiği bir projeyi de örnek olarak veriyor...

MAYINLAR NASIL TEMİZLENİR?: Mayınların çıkarılması konusunda hiç de öyle abartıldığı gibi ne çok zor ne de çok kolay. Burası bin 500 personel ile yaklaşık 2 yılda temizlenir.

BİRİNCİ YÖNTEM: Mayınlar durdukları yerde azot gazı yayarlar. Azot gazını tespit ederseniz mayını tespit edersiniz.

Bu cihaz çok rahat göğüse takılabilen, ucunda anteni olan, son yılların en son teknolojisi budur. Bu cihaz azot gazını tespit ediyor.

Anten yere tutulur, azot gazı varsa cihaz sinyal vermeye başlar. Dolayısıyla çok kolay bir şekilde mayınların yerini bulursunuz.

İKİNCİ YÖNTEM ODTÜ YAPTI: ODTÜ'lü öğrenciler mikroorganizmaların şeklini değiştirerek mayınlı alana serpiyorlar ve mayın olan yer ışımaya başlıyor...

KÖPEKLER İLE TESPİT: Mayın tespit köpekleri var. Oysa şu anda bile kullanılabilir bu köpekler, ne yazık ki gönderilmiyor.

BÖLGEDE KAÇ TÜR MAYIN VAR?: Bu bölgede iki tür mayın var. Bir anti-tank mayınları. Bunlar 4-10 kilo ağırlıktaki mayınlar. İkincisi antipersonel mayınları...

PKK'DAKİ MAYINLAR: PKK'nın elindeki mayınlar üç ülkeye ait. Yüzde 60'ı italyan, yüzde 20'si Rus, yüzde 6.8'i Alman mayınları...

BİZ YAPABİLİRİZ: Ulusal bir mayın kuruluşu oluşturulur. On bin kişiye mayınlı arazileri temizlemede iş çıkabilir.

16 Haziran 2009 Salı

AKP'ye sanal gezinti (X ışınlarıyla bakın)


















Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.


Get Adobe Flash player







13 Haziran 2009 Cumartesi

Üç Milyonunucu İGDAŞ Abonesi Rezaleti

İGDAŞ, Istanbul Buyuksehir Belediyesine bagli bir sirket. Istanbul'da dogalgaz dagitiyor ve satiyor.
Sirket bir sure once Istanbul'un bes yildizli otellerinden birinde gorkemli bir toren duzenledi.

Torene Istanbul'un AKP sosyetesi, Istanbul Universitesi Rektoru falan tam kadro katildi. Konser verildi, yediler ictiler, doyasiya eglendiler.

Peki bu torenin amaci neydi?

IGDAS sirketi, uc milyonuncu dogalgaz abonesine hos bir armagan verecekti. Belediyede ve sirkette para nasilsa boldu ve bu armaganin da gorkemli bir sey olmasi gerekiyordu.Dusunduler tasindilar, uc milyonuncu dogalgaz abonesine 40.000 TL degerinde bir otomobilde karar kildilar. Simdi sira uc milyonuncu dogalgaz abonesinin kim olacagina gelmisti.

Isin icinde hile hurda, adam kayirmaca kesinlikle yoktu. Uc milyonuncu abonelik kime denk gelirse, otomobili o kazanip goturecekti.

Gunun birinde bu sansli vatandas belli oldu: Mehmet Kosker!

Peki kim bu Mehmet Kosker?

Yeni Safak Gazetesi var ya!.. Onun haber muduru... Herhalde o gune kadar evinde dogalgaz yoktu ve tam tamina uc milyonuncu abone olmayi basarmisti !
Talih kusu donmus dolasmis, Mehmet Kosker'in basina konmayi basarmisti !
Otomobilin anahtarini bes yildizli otelde duzenlenen gorkemli torende Istanbul Buyuksehir Belediyesi Baskani Kadir Topbas'in elinden aldi. Devir teslim toreninde poz verdiler, birlikte fotograf cektirdiler.
Topbas kursuye cikip Kosker'i kutladi, Kosker de bu degerli otomobili esine verecegini acikladi.

Sakin hic kimse yanlis anlamasin, "bunlar kitabina uydurup kendi adamlarina otomobil ikram ediyor" diye dusunmesin.

Bunlar Musluman. Hile yaparlar mi hic? Uc milyonuncu abonelik duzmece degil, kesinlikle rastlanti elbette.

Tamamen sans, kader, kismet!

11 Haziran 2009 Perşembe

İki Fotoğraf ve Adalet Duygusu

25 Mayıs 2009 Pazartesi

Batılı Dostlarımıza Hatırlatma

Bu bir sitem değil, anı tazeleme ve hatırlatmadır…

SEVGİLİ BATILI DOSTLARIM….

Türk halkından ve Türkiye’den sürekli talepte bulunmakta ve bizlerde suçluluk duygusu uyandırmaya çalışmakta, sürdürdüğünüz iftira kampanyaları ile henüz dünyaya gelmemiş Türk vatandaşlarını bile zan altında bırakacak bir insan hakkı ihlaline meclislerinizde yasal ortam hazırlayarak, büyük bir demokrasi ayıbını gelecekte tarihi kayıtlarda çok net bir biçimde yer alacak şekilde üstlenmektesiniz.

SUÇ İŞLEMEKTESİNİZ!
Ermeni soykırımı yapmışız...
Kürtlere hak vermiyor muşuz...
Siz hiç kendi tarihinize, geçmişinize baktınız mı? Siz kendi tarihlerinizle yüzleştiniz mi?
Bizi itham ettiğiniz gibi yüz yıl öncesine de değil, henüz 50-60 yıl öncesine,düne baktınız mı?..
Gelin sizi aramaktan kurtaralım…




Sevgili İngiltere:

İskoçya’yı, Kuzey İrlanda’yı, Galler’i neden serbest bırakmıyorsunuz?
O milletler asırlardır bağımsızlık istiyor.
Hele o Falklanddediğiniz taaasizden 8000 mil uzaklıkta, Arjantin’in kıta sahanlığı içinde, burnunun dibindeki adadan size ne ?
Dünyanın en demokrat görüntülü ama sömürge tarihini yazanların ülkesi...

Sevgili İngilizler:
Sizinle konuşacak o kadar çok şey var ki ! Buralara sığmaz...
Bütün bunları ne zaman sizlerle konuşuruz,o zaman bizden istediğiniz şeyleri de birlikte tartışmaya hakkınız belki olur...




Sevgili Kanada’lılar;

Ermeni soykırımı deyimini ilk kabul eden parlamentonun sahibi ülke, bize göre: İnsan haklarının direkt ihlalidir bu tutumunuz, henüz dünyaya gelmemiş, ana rahmine düşmemiş embriyoları bile kapsamaktadır ithamınız...

Quebec bölgesi sizden ayrılıp Fransaile birleşmek istiyor. Rakamları çarpıtarak, referandumları etkileyip hile katarak bu haklı isteğe neden engel oluyorsunuz?
De Gaulle “Yaşasın Hür Quebec” diye bağırıyordu bir zamanlar... Haydi işte demokrasi şansı, işte mazlum halk.




Belçika milleti:

Kongo’yu konuşalım mı sizlerle?

1960 öncesi yüz yıldan uzun süredir sömürmekte olduğunuz ve “SOYKIRIM” a uğrattığınız 250 000 Kongoluyu ve bağımsızlığını ilan ettikten dört ay sonra sonra öldürdüğünüz Kongo Başbakanı Lumumba’yıkonuşalım...

Siz ki Sabancı’nın katili FehriyeErdal adlı teröristi savunup bize ahlak ve insanlık dersi veren ve demokrat !! bir millet olduğunuzu söyleyenlersiniz.

Hadi, ama önce 1960’ı konuşalım...

Valonlarve Flamanlar olarak resmen ayrı yaşıyor ve birbirinizle geçinemiyorsunuz.
Ayrılın be kardeşim, ayrılın.

Bağımsız iki devlet olun, verin adamlara istedikleri toprakları da kavga bitsin.

İlahi, bizim için bu çözümü buldunuz ya! Kıskanmayız, kullanın aynı planı, ama önce siz...




Fransız kardeşlerimiz, canlarımız:

Cezayir’i konuşalım mı ?

1830'dan 1962'ye kadar yani toplam 132 yıl süreyle Cezayir’i işgal ettiniz. Bu süre içinde Cezayir halkı da kesintili olarak bağımsızlık savaşları verdi. En şiddetli savaş ise 1954-1962 arasında gerçekleştirilen büyük bağımsızlık savaşıdır. Bu süre içinde Fransız işgalciler 1,5 (bir buçuk) milyon Cezayirliyi hunharca “SOYKIRIM” uyguladı.

Fakat Afrika'da gerçekleştirdiğiniz tek “SOYKIRIM” Cezayir değildir. Girdiğiniz tüm Afrika ülkelerinde benzer “SOYKIRIM” largerçekleştirdiniz, hepsinde de aynı etkin vahşet ruhunu görüyoruz.

Üstelik bu “SOYKIRIM” larOrtaçağ'ın karanlık zihniyetiyle değil 20. yüzyılın yani modern çağın modernistfelsefesiyle, insan hakları, uluslararası hukuk gibi kavramların bütün dünya kamuoyunun literatürüne girdiği ve bu kavramları özellikle sizler, ağzınızdan düşürmediğiniz bir dönemde gerçekleştirdiniz.

Bitmez sizin “ÜSTÜN İNSAN” tavrınız;Bask bölgesi ileBrötonlarıntopraklarına da artık bağımsızlık verin.

Sormadan edemiyor insan: Bu kadar ayıbı olan insanların ne haddine ki bizim çok zorlu savaş koşullarında, kardeşimiz olarak bildiğimiz Ermenilerden destek beklerken bizi sırtımızdan bıçaklandıklarında, haklı olarak çıkarmak zorunda kaldığımız bir kanunla, onları bölgeden uzaklaştırma ve başka bir bölgeye yerleştirme hareketine dil uzatmak.

Bu bizi aptal yerine koymak değil de nedir?




En büyük sözde müttefikimiz, uğruna savaşa girip imparatorluğu sona erdirdiğimiz, Avrupa Birliği önündeki en büyük engelimiz Alman dostlarımız.

Size hiçbir şey söylemeyecek ve utanılacak olaylarla dolu tarihinizle ve nazilerinizlebaş başa bırakacağım.

DÜNYANIN EN BÜYÜK “SOYKIRIM” UZMANLARI...




İspanyol vePortekizli arkadaşlar: Maya, İnka ve Aztek meselesini konuşalım mı?

16. yüzyılın başında Avrupa’dan kalkıp ta Güney Amerika’ya istilaya giderek on binlerce insanı ve tarihi yok etmediniz mi?

Neyse sizler yine de diğerlerine göre az konuşuyor, ama tarihi katliamlar konusunda suskunluğunuzu koruyorsunuz...

İspanya’lılar:
Sizin Portekiz’e göre bir kabahatiniz daha var.
Basklara ve Katalonlara bağımsızlık verin lütfen.
Her millet kendi geleceğini tayin etsin ama... Toprak verin, lütfen...




İtalya, sıkça kendimize benzettiğimiz dostlar:

Garibaldiöncesi bağımsız cumhuriyetler İtalyası’nageri dönün. Yok olmazdiyorsanız, bari bırakın da Sardunyave Sicilyabağımsız olsun.

Sizi şimdilik idare edebiliriz. Ne de olsa Başbakanlarımız kanka. :)
Ama bir kerede bu konularda bizden taraf destek olsaydınız hani diyorum...




Rusya sürekli ülkemizden talebi olan kuzey komşumuz:

Dünya kadar özerk cumhuriyet var orada. Çoğu da Türk asıllı.

Bırakın ne halleri varsa görsünler istiyorum.




Komşumuz Yunanistan:
Epir bölgesi ezelden beri Arnavutluk'un parçası olmak ister, bırakın şu garipleri.

Makedonya’ya da yan gözle bakmaktan vazgeçin, ismi bile sizi rahatsız ediyor...

HİÇ DEMOKRATİK DEĞİL.

Batı Trakya’dan bahsetmeme gerek bile yok.

Sahi,Siz savaşa bile girmediğiniz bir ülkenin topraklarına çıkarak kadın kız, yaşlı genç demeden tecavüz edip sonrasında İzmir’ den denize doğru gitmek zorunda kalmıştınız, değil mi?

Kıbrıs ta ders olmadı size. Ardından bizim terörist başımıza sahip çıkmaya kalktınız.
"Yeter!" demiyor kimse size hala, biz demek istiyoruz…




Obama (pardon Hüseyin Obama) ziyareti ile %52 hayranlığımızı kazanan sevgili müttefikimiz ABD:

Saymakla bitmeyecek size olan öğütlerim...

Özetle; eyaletlere bölünün. Amerika Birleşik Devletleri’ni tarihe gömün.
Meselâ “Teksas Cumhuriyeti” kulağa ne güzel geliyor. BizdenErmeni soykırımını kabul edip özür dilememizi, onlara toprak vermemizi istiyorsunuz.

Olur, ne demek...
Olur ama siz önden buyursanız ?

Amerikalı dostlar:

“SOYKIRIM” a uğratarak topraklarını ellerinden aldığınız, dürüst, kahraman ve en ahlaklı topluluklar olan Kızılderilileri konuşalım mı sizlerle?

Yoksa daha 1960’lara kadar beyazlarla aynı otobüse bindirmediğiniz siyahlara yaptığınız aşağılamayı ve köleleştirmeyi mi konuşalım?

Yok yok… Hiroşima’da sivil halkın üstüne atıp “SOYKIRIM”uyguladığınızmilyonlarca sivil Japon vatandaşını konuşalım daha iyi…

Eğer konuşacak haliniz var ise.

Zavallı Afganları, demokrasi getireceğiz deyip “SOYKIRIM”uyguladığınıziki milyon Irak’lıyı konuşalım.

Siz hiç bu konularda konuşmadan, sonsuza kadar susması gereken Amerikan halkı.
Vietnam’ı mı yazalım, Kore’yi mi. Hangisini…?

Bu ne haddini bilmezliktir ki, yurdunu, canını savunan Türkleri katliamcı ilan etmeye çalışıyor, üstelik 50’ye yakın eyalette de Türkiye’yi kınayan kararlar çıkartıyor, kendi yaptıklarınızın hiç konuşulmadığı sanal bir Tarihi yorumlama işine kalkışıyorsunuz.

Siz tarihe bu konularda yorum yapabilecek dünya üzerindeki en son milletsiniz, bu konularda sonsuza kadar utançla başınızı eğin ve asla konuşmayın...

Eğer ister ve düşünürseniz, siz Türklerden insanlık dersi alın…




Finlandiya, İsveç ve Norveç:

Şu Laponlar'a neden bağımsızlık vermiyorsunuz?

Norveç’te (Finnmark, Troms, Nordland), İsveç’te (Västerbotten, Norrbotten), Eski Sovyetler Birliği’nin Murmansk Bölgesi’nde ve Finlandiya Laponyası’ndayaşayan, ortalama 1.50 metre olan kısa boyları, esmer tenli ve kısa kafalı olmalarıyla, sarışın ve uzun boylu İskandinavyalılardan ayrılan Laponların bağımsız bir devlet kurmasına neden müsaade etmiyorsunuz?

Ey Batılılar!...

Bizler kendi vatan topraklarımız üzerinde sizlerin de desteği ile sırtımızdan bıçaklanmış ve bunun haklı savaşını verirken,

Nefs-i müdafa yaparken,

Sizlerin ülkenizden binlerce kilometre uzaklıkta ki ülkeler ve insanlar üzerinde yaptığınız gerçek “SOYKIRIM”lara ne demeli?


-Mehmet Asal

21 Mayıs 2009 Perşembe

Sözde Ermeni soykirimi hakkında

Sözde Ermeni soykirimi hakkında mutlaka herkesin bilmesi ve bildirmesi lazım olan tarihi bir belgeyi bilgilerinize sunuyorum.

7 Mart 1920 günü, Mustafa Kemal Atatürk’ün, İstanbul’daki İtilaf Kuvvetleri delegeleri ile Amiral Bristol’a gönderdiği,3’üncü Cumhurbaşkanı Celal Bayar’in özel arşivinden bulunan "Mustafa Kemal" imzalı yalanlama telgrafı şöyle:

"1) Mondros Mütarekesi’nin imzasından beri, kesin barışın yapılmasını bekleyen milletimiz, ülkenin elde kalan kısımlarının, çeşitli bahanelerle İtilaf Devletleri tarafından işgalini görmekle acı duymaktadır.
Bu durumun, barış konferansının haktanır kararı ile değiştirileceğini umut ediyorduk. Fakat kendi çıkarları için olumsuz akımlar yaratmayı iş edinenler ’Anadolu’da yeniden 20 bin Ermeni’nin öldürüldüğü’ şeklinde çok ilginç ve kesinlikle gerçek dışı haberler uydurdu.
Bütün Anadolu’da, İtilaf Devletleri’nin ve Amerikan hükümetinin iyi haber alma kaynakları bulunduğu için, bu haberlere inanmayacağını ummuştuk. Fakat bugün, önemli yabancıların da bu yalan haberlere inandıklarını ve ülkemiz bakımından hayati bir mesele saydığımız barış anlaşmasının geri bırakılacağını üzüntü ile duyuyoruz.

2) Maraş, Urfa ve dolaylarındaki çarpışmalar sırasında Türklerden, Fransızlardan ve Fransız askeri arasında bulunan Ermenilerden kayıplar verildiği, herkesçe bilinmektedir.
Ancak bu, Ermeni kıyımı değil, dışarıdan getirilen ve silahlandırılan Ermeni askerlerinin İslam halkına hırsla saldırıları sonucu, yerli halkın coşarak karşı koymaya başlaması ile meydana gelen çatışmanın tabii sonucudur. Şunu da eklemek gerekir ki, işgal kuvvetlerine komuta eden kişiler, Ermenileri silahlandırarak görevlendirmese ve yerli halka adalet ve eşitlikle davranılsaydı, birçok insanın kaybını doğuran üzüntü verici çarpışmalar olmayacaktı.

3) Bu uydurma Ermeni kıyımı meselesinin de milletlerarası bir yüce kurul eli ile yerinde incelenmesi ve tüm dünyayı aldatmak için yaratılan bu kin ve hırs ürünü propagandaların niteliği hakkında, uygarlık ve insanlık dünyasının bir kere daha aydınlatılması ve bu suretle haksızlığa uğramış Türk milletinin, iğrenç ve alçakça bir suçlamadan arındırılması için, İtilaf Devletleri ve Amerika hükümetine, bir kere daha başvuruyoruz." Mustafa Kemal (7/3/1920)

14 Mayıs 2009 Perşembe

Türkiye’ye Allah katından verilen görev


Sevilay Yükselir'in Sabah gazetesinde geçtiğimiz günlerde oldukça dikkat çekici bir yazısı yayınlandı, önce yazının önemli kısımlarına bakalım.

Haham Rabbi Froman İsrail'in önde gelen hahamlarından. Ekip, Türkiye dostu olarak bilinen Froman'a ulaşmak için epeyce çaba sarf etmiş. Çünkü herkesle konuşabilen, kapısı tüm basın mensuplarına açık bir din adamı değil. Ancak, Aşure programının içeriği hakkında biraz bilgilendirince çok ilginç gelmiş, bunun üzerine söyleşi teklifini kabul etmiş ekibin. Demiş ki: "Ülkenizi seviyorum çünkü Türkiye gelecekte dünya barışının mimarı olacak tek ülke." Bunu söylerken gayet ciddi Froman:" Şaka değil. Rüyasını gördüm" demiş ve anlatmaya devam etmiş:

"Rüyamda Türkiye ile ilgili Allah'tan ilham aldım. Çok etkilendim ve hemen İstanbul'a hareket ettim. Avrupa yakasından Anadolu yakasına geçerken bana bildirilen olayların vizyonunu İstanbul Boğazı'nda gördüm. Türkiye'ye manevi olarak Allah katında bir görev verildi. Dünyada ve Ortadoğu'da barışın mimarı Türkiye olacak ve Türkiye en kısa zamanda, dünya da söz sahibi bir konuma gelecek"

Peki, konu bu kadarla mı kalmış? Hayır. Sıkı durun! Haham Obama'nın danışmanları tarafından Amerika'ya davet edilmiş. Önümüzdeki günlerde Beyaz Saray'a gidecek ve Obama'ya, "Türkiye'yi ciddiye almaya devam edin. Çünkü geleceğin bir numaralı ülkesi Türkiye olacak" diyecekmiş. Bunları öğrenince ister istemez insanın aklına şu soru gelmiyor mu?: "Acaba, Obama'nın ilk yurtdışı seyahatini Türkiye'ye yapmış olmasının ve kaldığı süre içerisinde inanılmaz bir yakınlık göstermesinin sebebi haham Rabbi Froman'ın onun kulağına fısıldadığı kehanet mi?"

Hemen hemen her gün Türkiye’nin çok yakın bir zamanda lider ülke olacağını yazıyorum ve tüm dünyadan gelen haberleri size aktarıyorum. Amerika ve CIA’nin Kuran’ı inceleyen, ahir zamanda gerçekleşen olayları izleyen ekipleri var. Hem onlar hem de İsrail gidişatın çok iyi farkındalar. Müslüman ülkelerin Türkiye çevresinde toplanıp büyük bir güç oluşturmaya hazırlandıklarını görüyorlar. İran başbakanı Ahmedinejat Hz. Mehdi’yi beklediklerini, geldiği taktirde hemen tabii olacaklarını bildiriyor. Şimdi İsrail yüzyıllardır emek emek yaptığı planların ters yüz olmasından çekiniyor. Çünkü Türk İslam Birliği kurulduğunda bu birlik bölgeye tam anlamıyla barış, huzur, güvenlik ve bolluk getirecek. Birliğin ilk adımları sınır kapılarının açılmasıyla gerçekleşecek. Bu birlik kurulduğunda Müslüman da, Hristiyan da, Musevi de rahat edecek. Bu birliğin kurulmasının güç olduğunu düşünenler gelişmeleri seyretmeye devam etsinler, bu Türkiye’nin kaderinde var. Bunu kimsenin değiştirmeye güç yetiremeyeceğini hep birlikte göreceğiz.

Ahmet Secer (blog.milliyet.com.tr/ahmetsecer)