Ana içeriğe atla

Kayıtlar

2008 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Bu unutulur mu? (Unuttuk maalesef)

Birinci Dünya Savaşı'nda İngilizlere, 150 bin askerimiz esir düştü. Bu askerlerden bir kısmı da Mısır'ın İskenderiye şehri yakınlarında bulunan Seydibeşir Usare Kampı'na hapsedildi. Kampın tam adı, 'Seydibeşir Kuveysna Osmani Useray-I Harbiye Kampı' idi. Bu kampta, 1918'de Filistin Cephesinde esir düşen 16. tümen'in 48. alayı'na bağlı Osmanlı Askerleri tutuluyordu. ******** 12 Haziran 1920'ye kadar Iki yıl boyunca Her türlü işkence, eziyet, ağır hakaretler ve aşağılamaya maruz kaldılar. ******** İnsanlık dışı muamelenin nedeni ise Ermeniler idi… ******** Kamptaki, Türkçe bilen Ermeni tercümanların Yalan yanlış çevirileri ve kışkırtmaları nedeniyle, kampların İngiliz komutanları, azılı Türk Düşmanı haline gelmişlerdi. ******** Savaş bitmişti. Ancak, Kamptaki ağır koşullar nedeniyle ölenler dışındaki askerleri Teslim etmek, İngilizlerin işine Gelmiyordu. Çünkü, olası yeni bir savaşta, Bu askerlerin Yeniden karşılarına çıkabilecekler...

Benzinin vergisi yüzde 409'a çıktı

Kriz Türkiye'ye teğet geçtiydi geçmediydi derken, gözden kaçan "ince bir nokta"... EKONOMİK kriz, döviz, borsa, faizler, işsizlik, cari açık, büyüme, kapanan işyerleri, piyasalardaki durgunluk, teğet geçtiydi geçmediydi derken, gözden kaçan "ince bir nokta" var. Temmuz 2008'de, benzinden alınan vergilerin rafineri çıkış fiyatına oranı, yüzde 180 idi. 17 Aralık 2008'de yani dün itibariyle, benzinden alınan vergilerin, rafineri çıkış fiyatına oranı yüzde 409!.. REKORUN DA REKORU Benzinden alınan vergide "dünya rekoru" yıllardır Türkiye'ye ait. Yüzde 409 oranı ise, rekorun da rekoru!.. Tabloya bakıyoruz; 8 Temmuz 2008'de, benzinin rafineri çıkış fiyatı: 1.13 YTL Alınan vergilerin toplamı (ÖTV + KDV): 2.03 YTL Vergilerin rafineri çıkış fiyatına oranı: (Yüzde) 180 17 Aralık 2008'de, benzinin rafineri çıkış fiyatı: 0.47 YTL Alınan vergilerin toplamı: 1.92 YTL Vergilerin rafineri çıkış fiyatına oranı: (Yüzde) 409 BENZİN BEDAVA OLSAYDI Verg...

Türk malı kullan, çocukların işsiz kalmasın

ANKARA Ticaret odası’nın başlattığı anlamlı bir kampanya var: "869'u AL Çocuğun İşsiz Kalmasın" Bu kampanya barkodu 869 ile başlayan ürünlerin alınması yönünde vatandaşlarımıza çağrı yapıyor ! PPT sunuşunu indirmek için tıklayın... Hiç kızmayalım işsiz kalıyoruz diye. Hala ithal arabalar Türkiye'de satıyor ve biz saflar alıyorsak. Neden Türkiye'de otomotiv sektörü işçi çıkarıyor düşünmeyelim. Hala ithal deterjan kullanıyorsak yerli daha kaliteli ve ucuzu yerine ... Hala ithal TV, çamaşır makinası, fırın alıyorsak yerli Arçelik, Vestel, Beko yerine... Hala ithal sakız, çikolata alıyorsak yerli daha güzeli yerine... Hala ithal pantolon, gömlek, ayakkabı alıyorsak yerli daha kaliteli yerine... Hala devlet adamların, bürokratların siyasetçilerin makamam arabalarının, eskort arabalarının hepsi ithalse, yerli 7 araba üreticisi olmasına ve Türk işçisi, mühendisi bunlara alın teri dökmesine rağmen ... Hiç şikayet etmeyelim ihracat neden 90 milyar dolar ithalat 155 milyar ...

Kriz ne zaman biter?

İSMET BERKAN 21/12/2008 ismet.berkan@radikal.com.tr Bu aralar Alan Greenspan'in hatıralarını okuyorum. Sanıyorum Türkçesi Boyner Yayınları'ndan çıktı, 'Türbulans Çağı.' Tabii Greenspan 70'li yıllardan beri Amerikan hükümetinin içinde karar verici rollerde yer almış bir kişi olduğu için ve ayrıca bugün yaşadığımız küresel ölçekteki krize yol açan ortamı oluşturmakla suçlandığı için, okumakta geç kaldığım bu kitap benim daha da ilgimi çekiyor. Greenspan, ekonomik krizlerle ilgili, o krizin şiddetini ölçmekle ilgili ilginç bir benzetmeye başvuruyor. Artık Türkiye'de bile öğrendik, okyanuslarda oluşan ve karadaki yerlerşimleri vuran kasırgalar için 1'den başlayıp 5'e ulaşan bir şiddet ölçeği kullanılıyor. Greenspan aynı ölçeği ekonomik krizlere uyarlamış. Ona göre ekonominin bir yerinde her zaman bir kriz vardır, dünyanın bir yerinde her zaman fırtına olduğu gibi. Bir şirket ödemelerini yapamaz, tedarikçileri ve müşterileri de onunla birlikte ba...

Cep telefonu olanlar fişleniyor

Kaynak: MANSUR ÇELİK, Ankara (www.msn.com.tr) Türkiye Bilgisayar Mühendisleri ve Programcıları Derneği Başkanı Sönmez, telefon sahibinin adının, soyadının, hatta gittiği yerlerin bile kaydının yapıldığını söyledi TBMM Telekulak Komisyonuna bilgi veren, Türkiye Bilgisayar Mühendisleri ve Programcıları Derneği Başkanı Yılmaz Sönmez, cep telefonlarının yaydığı sinyal cihazlarından telefon sahibinin adının, soyadının, hatta gittiği yerlerin bile kaydının yapıldığını söyledi. Sönmez, “Yani, artık cep telefonu olan herkes fişleniyor” dedi. Komisyonun 2 Aralık’ta yaptığı toplantının tutanakları şöyle: SÖNMEZ: Sinyal bilgilerinin tespiti. Bu da Türkiye’de alenen yapılıyor. Yani, artık, Türkiye’de 70 milyon insanın nereye gittiği... BAŞKAN HAKKI KÖYLÜ: Yani, bunu kolluk güçlerinin dışında başkaları da mı yapıyor? SÖNMEZ: Bu kaydediliyor. Herkes fişleniyor mu desek özellikle. Yani herkes, cep telefonu olan kişi, adı, soyadıyla birlikte login kaydı olarak fişleniyor. SÖNMEZ: 60-70...

Pakistanlı bir Bilim Adamının Yazısı

Dünyada yalnızca 14 milyon Yahudi var, Kuzey ve Güney Amerika'da yedi milyon, Asya'da beş milyon, Avrupa'da iki milyon ve Afrika'da 100,000 kişi. Tek bir Yahudi'ye 100 tane Müslüman düşmektedir. Buna rağmen Yahudiler tüm Müslümanların toplamından yüz kez daha güçlüdürler. Nedenini hiç merak ettiniz mi? Tüm zamanların en etkin bilim adamı ve Time dergisi tarafından 'Yüzyıl'ın Adamı' seçilen Albert Einstein bir Yahudi'ydi. Psikanalizin babası Sigmund Freud bir Yahudi'ydi. Karl Marx, Paul Samuelson ve Milton Friedman da öyle. İşte size ürettikleriyle tüm insanlığa zenginlik katmış olan Yahudilerden bazıları: Ø Benjamin Rubin insanlığa aşı iğnesini verdi. Ø Jonas Salk ilk çocuk felci aşısını geliştirdi. Ø Albert Sabin çocuk felci aşısını daha da geliştirdi. Ø Gertrude Elion lösemiye karşı ilacı verdi. Ø Baruch Blumberg Hepatit B aşısını geliştirdi. Ø Paul Ehrlich freng...

Atatürk'ün Gerçek Ölüm Nedeni

Hafta sonu Ceyhan Mumcu'yu dinledim. Konu AB'nin Kemalizm'e bakışıydı. Konuşmasına Attila İlhan' i anarak başladı. Onun aydınlanma etkinliklerine editörlük yaptığından söz etti. 'Parola vatan, işareti namus' sözünü yeniden gündeme getirisini anlattı. Bu söz İzmir'de şehitlik anıtının ortasında Arapça harflerle yazılmış bir sözdü. Attila İlhan o yazının tozlarını parmaklarıyla silmiş, yeniden gündeme taşımıştı. Konuşmasının sonunda sorular - yanıtlar bölümüne geçildi. Ceyhan Mumcu'ya Attila İlhan'ın bir dergide yayınlanan kendisiyle yapılan röportajda 'Atatürk'ün nasıl öldüğü araştırılmalıdır' dediğini anımsattım. 'Bu sözünü onun vasiyeti kabul etmek gerekir. Sizin bu konuda bir bilginiz var mi?' diye sordum. Aldığım yanıtı okurlarımla paylaşmak istiyorum: Bir deniz tabip albayın bu konuda yaptığı doktora tezi vardır. Orada Atatürk'e yanlış tedavi uygulandığı anlatılmaktadır. Atatürk sanıldığı gibi siroz hastası de...

Kanserliler, özel hastanelere para vermeyin

Buradan; öncelikle kanser hastalarını uyarıyorum: Sakın ola ki bundan sonra gittiğiniz özel hastanelerde muayene parası, kan tahlili parası, film parası gibi adlar altında para vermeyin. Çünkü bu tahliller, filmler, doktor muayenelerinin tümü bedavadır. Tekrar ediyorum: Bedava tedavi sadece devlet hastaneleri için geçerli değildir. Özel sağlık kuruluşları da artık para alamazlar. Bizzat yaşadığım bir olayı anlatayım: Bir okurum arayarak dedi ki: 'Eşim meme kanseri tedavisi görüyor. İstanbul'daki ..... isimli hastaneye kontrole götürdük. Çünkü; onkoloğu (kanser doktoru) orada çalışmaya başlamıştı. Burada onkologa muayene oldu ve doktorunun istediği kan tahlillerini bu hastanede yaptırdı: Filmler de orada çakildi. Bu hastane bizden üçte bir oranında dediği 760 YTL para aldı. Halbuki televizyo nlarda yer alan haberlerde kanser tedavisinin artık özel hastanelerde de bedava olduğu duyurulmuştu. Bu durumda bize yardımcı olur musunuz?' SAĞLIK BAKANLIĞI'NA TEŞEKKÜR...

Zaman Gazetesinin Rezaleti

Evet Dostlar.....artık.... Ben hergün vatanımda ihanetlerin yükselişini görmekten,üst düzey insanların göz kırpmadan içine girdiği aymaz utanmaz tavırlarından, yüzümüze baka baka yalanlarından, herkesin enayi yerine konmasından, Ata' mıza bile dil uzatılacak kadar hadsizleşilmesinden, -uzatanlar da adam olsa- yolda belki selam bile vermeyeceğimiz seviyede insanların ülkemizi temsil etmesinden hicap duyuyorum. Deniz veya okyanus feneri olsun, hastaneler olsun, adalet sistemimiz olsun, basın olsun, inşaat sektörü olsun, belediyeler olsun,...olsun da hergün bir yenisi olsun ve herşey tek tek bu tarz insanların çıkarına yoldan çıkadursun, sadece hayret ile izliyoruz. Aşağıdaki gazeteyi sizler gördünüz mü? Ne yapıyoruz biz? Bu ne aymazlıktır, nasıl bir terbiyesizlikltir .? Dur denememesi nasıl izah edilebiliyor? başta Hukuk c.savcıları..., anayasa, siyasi partiler, diğer basın kuruluşları buna nasıl sessiz kalabiliyor? Ülkemde inanabileceğimiz, geleceğimiz çocuklarımız...

Hüseyin Üzmez'den Teşekkür mektubu

Işık hızıyla tahliyemi sağlayan yargı mensuplarına. .. Beni 3 avukat savunurken, çocuk için avukat tutmayan SHÇEK yetkililerine. .. "İntihar etmeyi düşünüyorum" diyen çocuk için "Psikolojisinde bozulma yok" diyen İstanbul Adli Tıp Kurumu'na ve Adalet Bakanı'na... Çoluk - çocuk sahibi olduğu halde sessiz kalarak benden yana tavır koyan Sağlık Bakanı'na... Kadının saçının teli görünecek diye ortalığı birbirine katarken benim olayda kıllarını kıpırdatmayan din kardeşlerime. .. Türban için İnsan Hakları Mahkemesi'ne giderken bu olayı görmezden gelen First Lady'ye... "Din tüccarı yazar" olduğum için benden desteğini esirgemeyen F - Tipi medya organlarına.. . Toplumsal sorumluluğu "Ermeni ve Kürt sorunuyla" sınırlı yazar ve aydınlara.. Beni almaya geldiğinde gururlu şekilde sırıtan eşime... Teşekkürü borç bilirim... Hüseyin Üzmez

T.C. Adalet Bakanligi Duyurusu

T.C. ADALET BAKANLIĞI BİLGİ İŞLEM DAİRESİ BAŞKANLIĞI HALKIMIZA UYARI Son günlerde karşılaşılan, sosyal sağlık tehdidi oluşturan, halka açık yerlerde kötü niyetli şahısların; Hepatit ve türevleri, AIDS; gibi bulaşıcı hastalık dağıtma girişimleri ile ilgili istihbaratlar alınmış ve bunların tüm yazılı, görsel basın ve Internet aracılığıyla en hızlı şekilde halkımıza iletilmesi zorunluluğu doğmuştur. Bu nedenle; Enfeksiyonlu iğne uçlarının vücudumuzun herhangi bir yerinde kana karışabilecek enfekte istemine karşı; - Sinema, tiyatro, konser salonu gibi; kalabalık izleyici kitlesine sahip kapalı alanlarda, bizlere ayrılan koltuklara oturmadan önce, ışıklar henüz yanıyorken, koltuklarımızın üzerini kontrol etmemiz, - Halka açık Telekom Ankesörlü Telefon'larını kullanırken jetonumuzu geri almamız sırasında jeton iade gözüne elimizi dikkatlice ve kontrol ederek sokmamız, - Restoran ve benzeri yeme - içme mekânlarında kürdan kullanmamamız, en azından kapalı amba...

Mustafa adlı film ile ilgili yorumlar

Sayın Can Dündar, Ben Bilkent Universitesi Bilgisayar Muhendisliği bölümünde yüksek lisans yapmakta olan bir öğrenciyim. Atatürk ile ilgili yaptığınız belgeseli üzülerek söylüyorum hiç beğenmedim. Özetle belgeselde rahatsız olduğum konular şunlar: Öncelikle, Vahdettin'in Atatürk'ü bilinçli olarak vatanı kurtarması için Samsun'a gonderdiği konusundaki iddia halen tartışılan, temelsiz ve açık söyleyeyim Fethullah taraftarları ve Osmanli sevdalılari tarafından sıklıkla dile getirilen bir görüştür. Böyle bir konuya belgeselinizin son derece taraflı yaklaşması kanımca çok üzücüdür. Bilakis Vahdettin, Atatürk için tutuklama ve idam kararı çıkartılmasına ön ayak olmuş biridir. İkinci olarak, Mustafa Kemal'i Ataturk yapan ve en büyük savaşlardan biri olan Çanakkale savaşına son derece az yer verilirken, Ataturk'un özel hayatına, özellikle Madame Corinne'e yazdığı mektuplara gereksiz derecede fazla yer verilmiştir. Belgeselinizde Atatürk'ün yüksek idealleri ve am...

2008'in sözü

'Küçük bireysel hırsızlar ile büyük ve organize hırsızlar arasındaki farkı görüyorsunuz değil mi? Küçük hırsızlar soygunu el feneriyle yapıyor, büyük hırsızlar ise kocaman deniz feneriyle... ' - Yahya Karayel

"Siz millet değilsiniz ki"

İstanbul'da bir iş yemeği? Yemeğe Amerikalı bir işadamı da davetli. Soruyorlar Amerikalı işadamına, "Irak'ta ne işiniz var sizin" diye. Hiç düşünmeden yanıtlıyor: "Biz, ulusal çıkarlarımız gereği oradayız." Verilen karşılık, ister istemez bir başka soruyu getiriyor peşinden: "İyi de, biz Türkler'e diyorsunuz ki, ulus devletin zamanı geçti,vazgeçin bu sevdadan. Ama kendi ulusal çıkarlarınız söz konusu olunca, onları koruyup kollamayı çok iyi biliyorsunuz. Bu bir çelişki sayılmaz mı?" Amerikalı işadamı hiç çekinmeden "Siz millet değilsiniz ki" deyiveriyor. Karşısındakilerin kaşlarının çatıldığını görünce de ekliyor: "Bankalarını yabancılara satan bir toplum, milletten sayılmaz!" Amerikalı haklı değil mi? Bu ülkenin Maliye Bakanı açık açık "Ülkenin işgal altında olduğunu söylüyorlar, gelsinler işgal etsinler" diyorsa ve ufak bir azınlık dışında insanlar hala türbanla uğraşıyorsa adam hakl...

Türkçemize sahip çıkalım

Her geçen gün daha da uzaklaşmakta olduğumuz dilimize ve kültürümüze sahip çıkmak amacıyla, ben bugünden itibaren kendi adıma aşağıdaki eylem planımı uygulayacağım. Eğer yarın çocuklarınız ve torunlarınızla iletişim kuramayacağınız endişesini yaşıyorsanız siz de düşünün. · İsmi Türkçe olmayan hiçbir mağaza ve lokantadan alışveriş yapmamaya özen göstereceğim. İsmi yabancı olan mağaza ve dükkan sahiplerinin yüzlerine de, kendi dükkanlarından bu nedenle alışveriş yapmadığımı ve yapmayacağımı söyleyeceğim. Hatta adı BEST döner olan dönerciden ekmek arası döner bile almayacağım. · Adı ve kısaltması ne olursa olsun, adını Türkçe olarak telaffuz etmeyen radyo ve televizyon kanallarını dinlemeyeceğim. a) Devletin resmi radyosu TRT FM'i TE RE TE EF EM (Devletim adına utanıyorum.) b) NTV televizyonunu EN Tİ Vİ c) CNN televizyonunu Sİ EN EN d) SHOW teevizyonunu ŞOV Tİ Vİ e) BEST FM radyosunu BEST EF EM olarak teleffuz ettiği için dinlemeyeceğim ve izlemeyeceğim. · Üzerinde yabancı dilde ya...

Hem Müslüman ve hem de laik bir ülkede yaşıyor olmanın kıymeti

Hem Müslüman ve hem de – Atatürk'ün sayesinde - laik bir ülkede yaşıyor olmanın kıymetini biliyor musunuz? Bilmiyorsanız bilin, çünkü bazı şeylerin kıymeti onu yitirmeden bilinmez. BANGLADEŞ Bangaldeş'li erkekler, kocalarına, sevgililerine veya herhangi bir erkeğe 'hayır' diyen kadınların yüzüne kezzap atıyorlar. Bu ülkede kezzap kadınlara karşı kullanılan en yaygın 'silah' haline gelmiş durumda. Polisin bildirdiğine göre sadece geçen yıl 180 kadın sülfirik ve hidroklorik asitle saldırıya uğramış. Kadınların yüzüne kezzap atılmasının en büyük iki sebebi tacize izin vermemeleri ve iyi bir çeyiz getirmemeleri! SUDAN: Sudan'da dini sebeplerden ötürü kadın sünneti çok yaygın. %82 Sudan kadınına sünnet uygulanıyor. 5 yaşındaki kız çocuklarını uyuşturmadan sünnet ediyorlar. Ülkedeki 114 milyon kadına sünnet uygulanmış. Anestezi yapılmamasının yanı sıra, hijyenik koşullara uyulmadan yapılan sünnet sonrasında travma, kanama, hemeroid, stres, acı, ölümcül olabilen şo...

Şimdi de: Ortak Akıl Hareketi karşınızda

Kim bunlar ? ORTAK Akıl Hareketi diye ortaya çıkan bir “platform” var. Bir yandan yeni bir anayasa istiyorlar öte yandan “darbeye hayır” toplantıları düzenliyorlar. İslamcı AKP iktidarı ile akrabalık ve ahbaplık bağı olan medya tarafından da “demokrasi havarisi” olarak niteleniyorlar. Kim bunlar diye baktığınızda dernek, vakıf, birlik adı altından Naşkibendisini, Nurcusunu, Fethullahçısını bilumum tarikatları, cemaatleri ve yeşil sermayeyi bir arada görüyorsunuz. İşte bir kısmı: Darüsselam Vakfı. Türkiye Gönüllü Teşekküller Vakfı. Furkan Eğitim Hizmet Derneği. Memur-Sen. Suffa Vakfı. Hak-İş. Ribat Eğitim Vakfı. Müstakil Sanayici ve İş Adamları Derneği. İmam Hatip Eğitimine Destek Derneği. Vatan İçin Can Verenler Federasyonu. İnsani Yardım Vakfı. İslam Dünyası Sivil Toplum Kuruluşları Birliği. Mazlum-Der Genel Merkezi. Eğitim-Bir-Sen Genel Merkezi. Ensar Vakfı. Dünya Ehli Beyt Vakfı. İlim Yayma Cemiyeti. Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı. Hekimler Birliği Vakfı. Anadolu Aslanları İşadamları...

Türkiye Savaşta, evet, sıcak savaşta

Orhan PAK www.turkhaberler.net/yazar/yazar3.htm Türkiye savaşta, öyle psikolojik medyalojik filan değil, resmen savaşta... Savaş ABD' nin Irak'ı işgali ile başladı ve halen tüm hızıyla devam ediyor... Türk - ABD (ve müttefikleri Yahudiler ve Kürtler) savaşı, Irak Kürt devletinin kaderi belli oluncaya kadar devam edecek... Ya ABD, Kürt devletini kurdurup Türkiye' yi mağlup edecek... Ya da konjonktürel gelişmeler sonucunda Kürt devleti devreden çıkacak, ve ABD çekilecek... Ve böylece Türk - ABD savaşı bitecek... Savaşan taraflar Türkler ve Amerikalılar... Sıcak savaşta tetiği çekenler: Türkler (kendi çıkarlarını korumak için savaşıyorlar)... Karşı tarafta Amerikalılar hesabına tetiği çeken Kürt peşmergeler ve istihbari-medyatik-siyasi savaşı yapan yahudiler var... Savaşın hedefi, Musul- Kerkük yani kuzey Irak petrolleri veya nam-ı diğer paket ismi, Kürt devleti... Savaşın nihai amacı, Amerika için, Kürt devleti paketi altında, Ortadoğu' da İsrail' e enerji, petrol ve ...

Amerika’nın kirli eli SOROS harekete geçti

Amerika, ‘ortak akıl hareketi’ adlı, şeriatçı ve TESEV gibi örgütleri bir araya getirerek AKP’nin kapatılması davasına karşı mitingler yaptırmaya başlamıştı. Şimdi Soros bütün olanaklarıyla devreye girdi. ÖDP, EMEP ve DTP ile cepheyi genişletmek ve Turuncu darbede başarılı olmak için bir hamle daha yaptı. ‘Irkçılığa ve Milliyetçiliğe dur de’ sloganıyla cepheyi genişleterek, bürün Atatürk ve cumhuriyet düşmanlarını bir araya getirmeye çalışıyor. ‘www.durde.org’ adlı sitede buluşturduğu bu güruhla ilk eylem olarak, AKP’ye destek ve Ordu ile Kemalistlere saldırı amacıyla 26 Temmuz’daki mitinge çağrı yapıyorlar. Ergenekon adıyla Amerikanın Atatürkçüleri ve orduyu sindirme operasyonunun savcısına destek çağrıları yapılmaya başlandı. İmza kampanyaları açıldı bunun için. ‘durde.org’ adlı girişimde bir araya getirilenler şunlar; 2. cumhuriyetçileri, Haçlı irticanın savunucularını, ÖDP, EMEP DTP SODEV TESEV EMEP, ÖDP ve DTP’nin yönetimlerinde olduğu Eğitim-Sen sendikas...

Ağustos ayında ekonomik kriz

YAZININ KAYNAĞINA ULAŞAMADIM, AMA PEK TE MANTIKSIZ GELMEDİ BANA. ÇÜNKÜ, UZUN SÜREDİR, AKP'nin KAPATMA DAVASINI HIZLANDIRMA ÇABALARINA GEREKÇE DÜŞÜNÜYORDUM. Hazine düzenli olarak tahvil, bono, ihale vb. araçlarla piyasadan para çeker ve borçlanır. Bu borçlanmalarda geri ödemeyi de düzenli olarak aylık 5 Milyar YTL ile 9 Milyar YTL arasında yapar. Yani her ay 5 ile 9 Milyar YTL arası geri ödeme yapar. 2-3 yıldır yapılan borçlanmalarda Temmuz ve Ağustos 2008'e öyle bir yük oluşturuldu ki. Cumhuriyet tarihinde görülmemiş büyüklükte. Hazine'nin borç ödemelerinin 43 Milyar YTL'si Temmuz 2008 ve Ağustos 2008'de. Yani 5 ile 9 Milyar YTL'yi öderken güçlük çeken, hatta ödeyemeyen, tekrar borçlanan hazine, Temmuz ve Ağustos'ta 43 Milyar YTL ödeyecek. Bu rakam (43 Milyar YTL) yaklaşık 6 aylık ödemeye denk geliyor. Hazine bu parayı bulabilmek için yine borç alma yoluna gidecek ve bulamayacak. Nereden bulsun piyasada para yok. Para bulamayınca ne olacak ekono...

Dünya'nın değişik ülkelerine has felaketler