Ana içeriğe atla

Batılı Dostlarımıza Hatırlatma

Bu bir sitem değil, anı tazeleme ve hatırlatmadır…

SEVGİLİ BATILI DOSTLARIM….

Türk halkından ve Türkiye’den sürekli talepte bulunmakta ve bizlerde suçluluk duygusu uyandırmaya çalışmakta, sürdürdüğünüz iftira kampanyaları ile henüz dünyaya gelmemiş Türk vatandaşlarını bile zan altında bırakacak bir insan hakkı ihlaline meclislerinizde yasal ortam hazırlayarak, büyük bir demokrasi ayıbını gelecekte tarihi kayıtlarda çok net bir biçimde yer alacak şekilde üstlenmektesiniz.

SUÇ İŞLEMEKTESİNİZ!
Ermeni soykırımı yapmışız...
Kürtlere hak vermiyor muşuz...
Siz hiç kendi tarihinize, geçmişinize baktınız mı? Siz kendi tarihlerinizle yüzleştiniz mi?
Bizi itham ettiğiniz gibi yüz yıl öncesine de değil, henüz 50-60 yıl öncesine,düne baktınız mı?..
Gelin sizi aramaktan kurtaralım…




Sevgili İngiltere:

İskoçya’yı, Kuzey İrlanda’yı, Galler’i neden serbest bırakmıyorsunuz?
O milletler asırlardır bağımsızlık istiyor.
Hele o Falklanddediğiniz taaasizden 8000 mil uzaklıkta, Arjantin’in kıta sahanlığı içinde, burnunun dibindeki adadan size ne ?
Dünyanın en demokrat görüntülü ama sömürge tarihini yazanların ülkesi...

Sevgili İngilizler:
Sizinle konuşacak o kadar çok şey var ki ! Buralara sığmaz...
Bütün bunları ne zaman sizlerle konuşuruz,o zaman bizden istediğiniz şeyleri de birlikte tartışmaya hakkınız belki olur...




Sevgili Kanada’lılar;

Ermeni soykırımı deyimini ilk kabul eden parlamentonun sahibi ülke, bize göre: İnsan haklarının direkt ihlalidir bu tutumunuz, henüz dünyaya gelmemiş, ana rahmine düşmemiş embriyoları bile kapsamaktadır ithamınız...

Quebec bölgesi sizden ayrılıp Fransaile birleşmek istiyor. Rakamları çarpıtarak, referandumları etkileyip hile katarak bu haklı isteğe neden engel oluyorsunuz?
De Gaulle “Yaşasın Hür Quebec” diye bağırıyordu bir zamanlar... Haydi işte demokrasi şansı, işte mazlum halk.




Belçika milleti:

Kongo’yu konuşalım mı sizlerle?

1960 öncesi yüz yıldan uzun süredir sömürmekte olduğunuz ve “SOYKIRIM” a uğrattığınız 250 000 Kongoluyu ve bağımsızlığını ilan ettikten dört ay sonra sonra öldürdüğünüz Kongo Başbakanı Lumumba’yıkonuşalım...

Siz ki Sabancı’nın katili FehriyeErdal adlı teröristi savunup bize ahlak ve insanlık dersi veren ve demokrat !! bir millet olduğunuzu söyleyenlersiniz.

Hadi, ama önce 1960’ı konuşalım...

Valonlarve Flamanlar olarak resmen ayrı yaşıyor ve birbirinizle geçinemiyorsunuz.
Ayrılın be kardeşim, ayrılın.

Bağımsız iki devlet olun, verin adamlara istedikleri toprakları da kavga bitsin.

İlahi, bizim için bu çözümü buldunuz ya! Kıskanmayız, kullanın aynı planı, ama önce siz...




Fransız kardeşlerimiz, canlarımız:

Cezayir’i konuşalım mı ?

1830'dan 1962'ye kadar yani toplam 132 yıl süreyle Cezayir’i işgal ettiniz. Bu süre içinde Cezayir halkı da kesintili olarak bağımsızlık savaşları verdi. En şiddetli savaş ise 1954-1962 arasında gerçekleştirilen büyük bağımsızlık savaşıdır. Bu süre içinde Fransız işgalciler 1,5 (bir buçuk) milyon Cezayirliyi hunharca “SOYKIRIM” uyguladı.

Fakat Afrika'da gerçekleştirdiğiniz tek “SOYKIRIM” Cezayir değildir. Girdiğiniz tüm Afrika ülkelerinde benzer “SOYKIRIM” largerçekleştirdiniz, hepsinde de aynı etkin vahşet ruhunu görüyoruz.

Üstelik bu “SOYKIRIM” larOrtaçağ'ın karanlık zihniyetiyle değil 20. yüzyılın yani modern çağın modernistfelsefesiyle, insan hakları, uluslararası hukuk gibi kavramların bütün dünya kamuoyunun literatürüne girdiği ve bu kavramları özellikle sizler, ağzınızdan düşürmediğiniz bir dönemde gerçekleştirdiniz.

Bitmez sizin “ÜSTÜN İNSAN” tavrınız;Bask bölgesi ileBrötonlarıntopraklarına da artık bağımsızlık verin.

Sormadan edemiyor insan: Bu kadar ayıbı olan insanların ne haddine ki bizim çok zorlu savaş koşullarında, kardeşimiz olarak bildiğimiz Ermenilerden destek beklerken bizi sırtımızdan bıçaklandıklarında, haklı olarak çıkarmak zorunda kaldığımız bir kanunla, onları bölgeden uzaklaştırma ve başka bir bölgeye yerleştirme hareketine dil uzatmak.

Bu bizi aptal yerine koymak değil de nedir?




En büyük sözde müttefikimiz, uğruna savaşa girip imparatorluğu sona erdirdiğimiz, Avrupa Birliği önündeki en büyük engelimiz Alman dostlarımız.

Size hiçbir şey söylemeyecek ve utanılacak olaylarla dolu tarihinizle ve nazilerinizlebaş başa bırakacağım.

DÜNYANIN EN BÜYÜK “SOYKIRIM” UZMANLARI...




İspanyol vePortekizli arkadaşlar: Maya, İnka ve Aztek meselesini konuşalım mı?

16. yüzyılın başında Avrupa’dan kalkıp ta Güney Amerika’ya istilaya giderek on binlerce insanı ve tarihi yok etmediniz mi?

Neyse sizler yine de diğerlerine göre az konuşuyor, ama tarihi katliamlar konusunda suskunluğunuzu koruyorsunuz...

İspanya’lılar:
Sizin Portekiz’e göre bir kabahatiniz daha var.
Basklara ve Katalonlara bağımsızlık verin lütfen.
Her millet kendi geleceğini tayin etsin ama... Toprak verin, lütfen...




İtalya, sıkça kendimize benzettiğimiz dostlar:

Garibaldiöncesi bağımsız cumhuriyetler İtalyası’nageri dönün. Yok olmazdiyorsanız, bari bırakın da Sardunyave Sicilyabağımsız olsun.

Sizi şimdilik idare edebiliriz. Ne de olsa Başbakanlarımız kanka. :)
Ama bir kerede bu konularda bizden taraf destek olsaydınız hani diyorum...




Rusya sürekli ülkemizden talebi olan kuzey komşumuz:

Dünya kadar özerk cumhuriyet var orada. Çoğu da Türk asıllı.

Bırakın ne halleri varsa görsünler istiyorum.




Komşumuz Yunanistan:
Epir bölgesi ezelden beri Arnavutluk'un parçası olmak ister, bırakın şu garipleri.

Makedonya’ya da yan gözle bakmaktan vazgeçin, ismi bile sizi rahatsız ediyor...

HİÇ DEMOKRATİK DEĞİL.

Batı Trakya’dan bahsetmeme gerek bile yok.

Sahi,Siz savaşa bile girmediğiniz bir ülkenin topraklarına çıkarak kadın kız, yaşlı genç demeden tecavüz edip sonrasında İzmir’ den denize doğru gitmek zorunda kalmıştınız, değil mi?

Kıbrıs ta ders olmadı size. Ardından bizim terörist başımıza sahip çıkmaya kalktınız.
"Yeter!" demiyor kimse size hala, biz demek istiyoruz…




Obama (pardon Hüseyin Obama) ziyareti ile %52 hayranlığımızı kazanan sevgili müttefikimiz ABD:

Saymakla bitmeyecek size olan öğütlerim...

Özetle; eyaletlere bölünün. Amerika Birleşik Devletleri’ni tarihe gömün.
Meselâ “Teksas Cumhuriyeti” kulağa ne güzel geliyor. BizdenErmeni soykırımını kabul edip özür dilememizi, onlara toprak vermemizi istiyorsunuz.

Olur, ne demek...
Olur ama siz önden buyursanız ?

Amerikalı dostlar:

“SOYKIRIM” a uğratarak topraklarını ellerinden aldığınız, dürüst, kahraman ve en ahlaklı topluluklar olan Kızılderilileri konuşalım mı sizlerle?

Yoksa daha 1960’lara kadar beyazlarla aynı otobüse bindirmediğiniz siyahlara yaptığınız aşağılamayı ve köleleştirmeyi mi konuşalım?

Yok yok… Hiroşima’da sivil halkın üstüne atıp “SOYKIRIM”uyguladığınızmilyonlarca sivil Japon vatandaşını konuşalım daha iyi…

Eğer konuşacak haliniz var ise.

Zavallı Afganları, demokrasi getireceğiz deyip “SOYKIRIM”uyguladığınıziki milyon Irak’lıyı konuşalım.

Siz hiç bu konularda konuşmadan, sonsuza kadar susması gereken Amerikan halkı.
Vietnam’ı mı yazalım, Kore’yi mi. Hangisini…?

Bu ne haddini bilmezliktir ki, yurdunu, canını savunan Türkleri katliamcı ilan etmeye çalışıyor, üstelik 50’ye yakın eyalette de Türkiye’yi kınayan kararlar çıkartıyor, kendi yaptıklarınızın hiç konuşulmadığı sanal bir Tarihi yorumlama işine kalkışıyorsunuz.

Siz tarihe bu konularda yorum yapabilecek dünya üzerindeki en son milletsiniz, bu konularda sonsuza kadar utançla başınızı eğin ve asla konuşmayın...

Eğer ister ve düşünürseniz, siz Türklerden insanlık dersi alın…




Finlandiya, İsveç ve Norveç:

Şu Laponlar'a neden bağımsızlık vermiyorsunuz?

Norveç’te (Finnmark, Troms, Nordland), İsveç’te (Västerbotten, Norrbotten), Eski Sovyetler Birliği’nin Murmansk Bölgesi’nde ve Finlandiya Laponyası’ndayaşayan, ortalama 1.50 metre olan kısa boyları, esmer tenli ve kısa kafalı olmalarıyla, sarışın ve uzun boylu İskandinavyalılardan ayrılan Laponların bağımsız bir devlet kurmasına neden müsaade etmiyorsunuz?

Ey Batılılar!...

Bizler kendi vatan topraklarımız üzerinde sizlerin de desteği ile sırtımızdan bıçaklanmış ve bunun haklı savaşını verirken,

Nefs-i müdafa yaparken,

Sizlerin ülkenizden binlerce kilometre uzaklıkta ki ülkeler ve insanlar üzerinde yaptığınız gerçek “SOYKIRIM”lara ne demeli?


-Mehmet Asal

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Güneydoğu'daki Mayınlarla ilgili ağzı açık bırakacak senaryo

O mayınları meğer kim döşetmiş biliyor musunuz? Ya minicik bir cihazla bulunabileceğini. İsrail'in bu işteki rolünü...? Mayınların temizlenmesi tartışmasında işin ucu bildiğiniz gibi İsrail'e dayanınca Türkiye'de kıyametler koptu. Dün akşam FOX'da Doğan Şentürk'ün hazırladığı programda ilginç bir detay dikkat çekti. Askeri Mühimmat Uzmanı Ahmet Zengin, ortaya üç harita çıkarttı. Haritalar üç ayrı kaynakta yer alıyordu ama hepsi de aynı alanları işaret ediyordu. Zengin o haritaları şöyle anlattı; VAADEDİLMİŞ TOPRAKLAR: "Harita sina yarımadasından başlıyor, hilalin ucu Kıbrıs'ı içine alıyor, Alanla ve Antalya'yı içine alıyor, Mezopotamya , GAP bölgesini, Dicle-Fırat havzasından Basra körfezi ve Irak ile Kuzey Arabistan'ın büyük bir bölümünü içine alıp kapanıyor. HARİTALARIN ANLAMI NE?: Bu alan Yahudilere vaadedilmiş topraklar adı altında bir alanı kapsıyor. Bu alan bizim ülkemizin güneyini de içeri alıyor. Hz. İbrahim'in yaşadığı yer bu haritada H...

Adnan Kahveci'nin Hayati

17 yıl önce Türkiye, değerli bir devlet adamını daha trafik kazasına kurban verdi. Yaşantısı, fikirleri ve farklı kişiliği ile Adnan Kahveci, örnek bir siyasetçiydi.. Türk siyasi hayatının erken kayan yıldızlarından biriydi o. Tam 17 yıl önce 1993 yılının 5 Şubat'ında aramızdan ayrıldı. Türk siyasi hayatında, örnek kişiliği, projeleri ile hep zirvede kalmayı başaran Kahveci 1949 yılında Trabzon'un Sürmene ilçesinde dünyaya geldi. Eğitim hayatı hep birinciliklerle geçen Adnan Kahveci, Milliyet Gazetesinin açtığı ilkokullar arası bilgi yarışmasının ilk birincisidir. TÜBİTAK bursuyla geçtiği Kabataş Lisesi'nden 1966 yılında dönem birincisi olarak mezun olan Kahveci, aynı yıl üniversiteye giriş sınavında da 180 sorunun tamamına doğru cevap vererek Türkiye birincisi oldu. İstanbul Fen Fakültesinde başlayan Üniversite hayatı, Milli Eğitim Bakanlığı bursuyla, ABD'nin İndiana Eyaletindeki Purdue Üniversitesi'nde sürdü. ABD'de öğrencilik yıllarında, okul yemekhanesinde ç...

TÜİK Enflasyon Verileri Hakkınd Açılan Dava ve Yargı Süreci

Günümüzde enflasyon verileri, yalnızca ekonomik göstergelerin takip edildiği bir sayı olmakla kalmadı, emekli maaşlarından asgari ücrete, kamuoyunun en temel gündemine kadar uzanan dinamik bir olgu hâline geldi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Türkiye’deki resmî istatistikleri yayımlamaktan sorumlu anayasal bir kurum olarak öne çıkmakta. Ancak söz konusu verilerin “güvenilirliği” zaman zaman kamuoyunda tartışma konusu oluyor. En son örnekte, TÜİK’in 2024 yılı ilk altı aylık dönemi kapsayan enflasyon oranlarını olduğundan daha düşük açıkladığı iddiasına ilişkin yargı süreci başlatıldı. TÜİK’in Enflasyonu Olduğundan Düşük Gösterme İddiası ve Mağduriyetler TÜİK verilerinin düşük gösterildiği iddiaları özellikle maaşlı çalışanlar ve emekli kesim açısından büyük bir mağduriyet yaratıyor. Zira enflasyon oranına göre şekillenen maaş ve aylıklar, olduğundan daha az zamla güncelleniyor. Bu durum, satın alma gücünün beklenenden daha hızlı erimesine ve hanehalkı...