Ana içeriğe atla

Filistin ve Erdoğan

Refikasının Nazım Hikmet'ten şiir okuyup ağlamasından sonra,
dün de, bizzat, kendisini Başbakan olarak tanıtan Tayyip Erdoğan ağladı.
Önce hastanede, sonra Meclis'te...
Aile boyu ağlamaktan başka bir şey gelmiyor ellerinden.

Aciz Başbakan olur mu?
Başbakan ağlar mı?
Başbakan protesto mitingi yapar mı?

Ellerinde bir güç olmayanlar haksızlık karşısında hırsından ağlar.
Veya meydanlarda toplanıp bağırır çağırır.
Ama Tayyip Bey'in elinde güç var. (mı?)
Gerçek Başbakan olsa, elinde güç olur.
Ne yapar mesela?
İsrail'le yapılmış olan anlaşmaları iptal eder.
O kadar gücü yoksa, anlaşmaları askıya alır.
O kadar da gücü yoksa, ön çalışmaları süren Ceyhan-Aşkelon Boru Hattı Projesi'ni iptal eder.
Onu da yapamıyorsa, Siyonistlerden aldığı "Üstün Cesaret Madalyası"nı iade eder.

Ama gerçek Başbakan olmayıp, ABD'nin Büyük Ortadoğu Projesi Eşbaşkanı (Yani
şimdi Buş'u, yakın gelecekte Obama'nın emri altında çalışan biri) olduğu ve
Başbakanlık koltuğuna ABD tarafından oturtulmuş bir kukla olduğu için,
bunların hiçbirini yapamaz. Yaparsa koltuğunun altından kayacağından korkar.

Almina Türkcan'ın dediği gibi,
Nedir bu ağlamaların amacı?
*"Müslüman kardeşlerim, kusuruma bakmayın, beni affedin; maalesef size
atılan bombaların finansörü benim..Ben İsrail'e sizi rahat bırakması
karşılığında saldırılardan bir gün önce o 167 milyon dolarlık silah ticareti
anlaşmasını yaptım... Kendileri benim stratejik ortağımdır ama beni
kandırdılar... Bu hainliklerini bilmeme rağmen birşey gelmiyor elimden...
Kaybettiğimiz çocuklarınız için bizim çocukları saygı duruşunda
bulunduruyorum okullarda... Bakın Emine yengeniz de ağladı tüm bu
olanlara... Ama gelmiyor elimden birşey... Elimden maalesef bu kadarı
geliyor.. Bir kere o anlaşmayı imzaladım, ortaklığımı bozamam... Böyle idare
edin.''*
Böyle mi demek istiyor Tayyip Bey?

*Olmert le görüşülenlerin hesabını mutlaka sormalı.. Düşünsenize o 5 saat
süren toplantının tutanağı bile yok ortada... Böyle hassas ve çok önemli
bir konuda ne konuşulduğu bilinmiyor... Hatırlayın Rahmetli Ecevit bile El
Aksa saldırısından sonra İsrail'le yapılan anlaşmaları askıya almış ve
İsrail'i soykırımcı olarak suçlamış
hatta bu hareketiyle İsrail Dışişlerini
ve Büyükelçiliğini şaşırtmıştı...En acısı da ne biliyormusunuz? Bu kadarını
bile yapamayanlar ortalıkta yıllarca Yahudi düşmanlığından nemalanıp da o
koltuklara geldiler.. Şimdi, Ecevitin yaptığını yapamayacak kadar
cesaretleri yok.*
**
* Peki, Amerika'nın Irak'ta öldürdüğü binlerce Irak'lı çocuk Müslüman değil
miydi?
Amerikan işbirlikçisi Barzani peşmergelerinin ABD ordusu desteğinde
Tel-Afer'de ve diğer yerlerde öldürdükleri yüzlerce Türkmen çocuk Müslüman
değil miydi?
Onlar için ne bir miting yaptınız, ne de ağladınız.
Şimdi bu Gazze mitingleri ve gözyaşları ne oluyor?
Yaklaşan seçim için bir yatırım olmasın sakın?
Bu ülkede nelerin pirim yapacağını bilen başbakan rolünü kusursuzca oynuyor.
******
Hıristiyan VENEZUELLA,hıristiyan BOLİVYA kadar olamadık.
adamlar israil büyükelçisini apar topar sınır dışı ettiler.
Ya bizim müslüman başbakanımız?
o emine gibi ağlamakla meşgul.
TİMSAH GÖZYAŞLARI BUNLAR
Öyle değilse
PİŞMANLIK VE SUÇLULUK GÖZYAŞLARIDIR.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Güneydoğu'daki Mayınlarla ilgili ağzı açık bırakacak senaryo

O mayınları meğer kim döşetmiş biliyor musunuz? Ya minicik bir cihazla bulunabileceğini. İsrail'in bu işteki rolünü...? Mayınların temizlenmesi tartışmasında işin ucu bildiğiniz gibi İsrail'e dayanınca Türkiye'de kıyametler koptu. Dün akşam FOX'da Doğan Şentürk'ün hazırladığı programda ilginç bir detay dikkat çekti. Askeri Mühimmat Uzmanı Ahmet Zengin, ortaya üç harita çıkarttı. Haritalar üç ayrı kaynakta yer alıyordu ama hepsi de aynı alanları işaret ediyordu. Zengin o haritaları şöyle anlattı; VAADEDİLMİŞ TOPRAKLAR: "Harita sina yarımadasından başlıyor, hilalin ucu Kıbrıs'ı içine alıyor, Alanla ve Antalya'yı içine alıyor, Mezopotamya , GAP bölgesini, Dicle-Fırat havzasından Basra körfezi ve Irak ile Kuzey Arabistan'ın büyük bir bölümünü içine alıp kapanıyor. HARİTALARIN ANLAMI NE?: Bu alan Yahudilere vaadedilmiş topraklar adı altında bir alanı kapsıyor. Bu alan bizim ülkemizin güneyini de içeri alıyor. Hz. İbrahim'in yaşadığı yer bu haritada H...

Adnan Kahveci'nin Hayati

17 yıl önce Türkiye, değerli bir devlet adamını daha trafik kazasına kurban verdi. Yaşantısı, fikirleri ve farklı kişiliği ile Adnan Kahveci, örnek bir siyasetçiydi.. Türk siyasi hayatının erken kayan yıldızlarından biriydi o. Tam 17 yıl önce 1993 yılının 5 Şubat'ında aramızdan ayrıldı. Türk siyasi hayatında, örnek kişiliği, projeleri ile hep zirvede kalmayı başaran Kahveci 1949 yılında Trabzon'un Sürmene ilçesinde dünyaya geldi. Eğitim hayatı hep birinciliklerle geçen Adnan Kahveci, Milliyet Gazetesinin açtığı ilkokullar arası bilgi yarışmasının ilk birincisidir. TÜBİTAK bursuyla geçtiği Kabataş Lisesi'nden 1966 yılında dönem birincisi olarak mezun olan Kahveci, aynı yıl üniversiteye giriş sınavında da 180 sorunun tamamına doğru cevap vererek Türkiye birincisi oldu. İstanbul Fen Fakültesinde başlayan Üniversite hayatı, Milli Eğitim Bakanlığı bursuyla, ABD'nin İndiana Eyaletindeki Purdue Üniversitesi'nde sürdü. ABD'de öğrencilik yıllarında, okul yemekhanesinde ç...

TÜİK Enflasyon Verileri Hakkınd Açılan Dava ve Yargı Süreci

Günümüzde enflasyon verileri, yalnızca ekonomik göstergelerin takip edildiği bir sayı olmakla kalmadı, emekli maaşlarından asgari ücrete, kamuoyunun en temel gündemine kadar uzanan dinamik bir olgu hâline geldi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Türkiye’deki resmî istatistikleri yayımlamaktan sorumlu anayasal bir kurum olarak öne çıkmakta. Ancak söz konusu verilerin “güvenilirliği” zaman zaman kamuoyunda tartışma konusu oluyor. En son örnekte, TÜİK’in 2024 yılı ilk altı aylık dönemi kapsayan enflasyon oranlarını olduğundan daha düşük açıkladığı iddiasına ilişkin yargı süreci başlatıldı. TÜİK’in Enflasyonu Olduğundan Düşük Gösterme İddiası ve Mağduriyetler TÜİK verilerinin düşük gösterildiği iddiaları özellikle maaşlı çalışanlar ve emekli kesim açısından büyük bir mağduriyet yaratıyor. Zira enflasyon oranına göre şekillenen maaş ve aylıklar, olduğundan daha az zamla güncelleniyor. Bu durum, satın alma gücünün beklenenden daha hızlı erimesine ve hanehalkı...